Senato'daki hassas dengeler, ilk dönem Türkiye politikalarını da etkiliyor

Joe Biden yönetimi, önümüzdeki haftalarda bir taraftan önceki Başkan Donald Trump'ın Senato'daki yargılanma sürecini izlerken diğer taraftan kendisinin kabinesini yine aynı Senato'da onaylatmak için uğraşı verecek. Bu açıdan jilet farkı ile çoğunluğu ele geçirdiği Senato'da, Cumhuriyetçilerle ilişkileri riske atmamak için agresif bir pozisyon almaktan da geri duracağı anlaşılıyor. Bu durumun, Biden başkanlığının ilk haftalarında Türkiye politikalarına da etkisi görülüyor. 

Senato dengesi, Georgia'daki 5 Ocak tarihinde yapılan tekrar seçimlerinde Demokratların iki koltuğu da kazanması ile 50-50'ye geldi. Toplam 100 senatör bulunuyor. Anayasaya göre, Senotu'nun eşitlik nedeniyle kilitlendiği durumlarda ABD Başkan Yardımcılarının bu kilidi açmak için oy kullanmasını mümkün. 

Senato veya Temsilciler Meclisinde çoğunluk olmanın en önemli getirisi, bu çatılar altında kurulan Kongre Komitelerinin başkanlıklarını, dolayısıyla gündemi yönlendirme imkanını vermesi. Bununla birlikte Demokratlar ve Cumhuriyetçiler 50-50'de kaldığı için, bu komitelerin başkanlıklarının Demokratlara verilmesi beklense de, Komitelerin üyeleri ise 50-50'lik durumdan dolayı eşit şekilde dağıtılacak.

Neden halen 'beklentiler' diyerek konuşuyoruz? Çünkü, 50-50'lik eşitlik halinde tam olarak Senato'nun nasıl çalıştığı ABD Anayasasında belirtilmemiş ve 250 yıllık ABD tarihinde de şimdiye kadar sadece bu durum üç kez yaşanmış. Şimdi dördüncü kez bu eşitliği yaşıyoruz. 

Önceki eşitliklerden en yakını 2000 yılında, olaylı şekilde George W.Bush'un Anayasa Mahkemesi tarafından başkan ilan edilmesinden sonra gerçekleşmişti. Senato komite başkanlıkları Cumhuriyetçilere giderken - çünkü Beyaz Ev Cumhuriyetçilerin olmuştu, Komite üyelikleri de partiler arasında yarı yarıya bölünmüştü. Ama bundan 20 yıl önce ABD'de siyasi partiler arasında kan dökülmemiş, beyaz ırkçılık bu denli popüler hale gelmemiş ve partiler arası uçurum bu denli keskin bir şekilde yaşanmamıştı. 

Trump'ın Senato'daki 'mahkumiyet' yargılaması, daha öncelerde bu hafta başlaması beklerken, Demokratların kabulü ile bu süreç iki hafta sonrasına ertelendi. Demokratların normalde bu tür süreçleri hızlı bitirmek istemesi beklerken bu kez neden Cumhuriyetçilere bunca hoşgörülü davranarak erteleme talebini yerine getirdiler? Tabi ki Cumhuriyetçilerin kendi kabine üyelerini onamasını bekleneceği için şimdiden kavgaya girmeme çabasından. 

Açıkçası sadece şimdi değil, Demokratlar, çok küçük bir fark ile çoğunluğu elde ettiği için Cumhuriyetçilere karşı kontrolsüz bir agresiflikle hareket etmek yerine çok daha dikkatle yürümeye devam etmeleri bekleniyor. Bu, aynı zamanda ülkedeki derin polarizasyonun daha da kaşınmaması için pek de kötü bir durum değil aslında.

Ama Demokratlar Beyaz Ev'i kazandı. Başkanlık seçimini kazandı. Ve bu kazanç sonrasında da kendi tabanlarını mutlu etmek zorundalar. Bundan dolayı Biden'ın kabine üyelerini onattıktan sonra girişeceği bazı reform hamlelerinde istemese de bazı kavgaları izleyeceğiz. 

Senato'da Biden'ın Dışişleri Bakanı adayı Anthony Blinken başta olmak üzere, ABD Dışişleri Bakanı yardımcısı adayı Wendy Sherman veya siyasi işlerden yardımcılığa aday gösterilen Victoria Nuland gibi yetkililer onanmadığı için göreve şu halde başlayamıyor. 

Bunun yanı sıra Türkiye'yi de içine alan Dışişleri Bakanlığı Avrupa işlerine de henüz aday gösterilmedi. Buna karşılık Kongre'nin atamasına ihtiyacı olmayan Beyaz Ev Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerinden Türkiye ile ilgili işlere farklı bölgelerden muhatap olacak yetkililerden Avrupa İşlerinden sorumlu Konsey üyesi Amanda Sloat ve Ortadoğu'dan sorumlu yetkili Brett McGurk gibi isimler ise işbaşı yaptılar bile.

Bir başka ifade ile Biden yönetiminin işbaşı yaptığı bu ilk dönemde, ABD Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilileri onanmadığı için, Beyaz Ev Türkiye konusunda öncü rolü oynamaya başladı. Şu an Dışişleri Bakanlığından önceki gün Ahval'e yapılan Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala açıklamaları ile Pazartesi günü geçiş sürecinde göreve başlayan Ned Price'ın Türkiye-Yunanistan müzakereleri hakkında yaptığı açıklamaların Beyaz Ev kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.

Şunu hatırlatmak gerekir ki her ABD yönetiminin ilk başladığı günlerde bu tür sorunlar yaşanması mümkün. Özellikle Trump'ın seçimi kaybettiğini inkar etmesi ve kabul etmemesi nedeniyle Biden yönetimine geçiş döneminde sunulması gereken brifingleri engelletti ve mümkün olduğunca da Biden yönetimini karanlıkta tutmaya gayret etti. 

Trump'ın 2017 yılı başında göreve başladığında tablo ise çok daha iç karartıcı idi. Trump'ın kadrosunun olmaması nedeniyle uzun süre ABD Dışişleri Bakanlığında tam bir fetret dönemi yaşanmıştı. Trump'ın ilk Dışişleri Bakanı Rex Tillerson örneğin göreve başladıktan uzun süre sonra dahi ABD Dışişlerindeki kadroları dolduramadığı hatırlanıyor. 2017'de ise Senato Cumhuriyetçilerin, yani Trump'ın yanında idi. Ondan dolayı sorun, Senato onaması değil, Trump'ın tecrübesizliği ve iş bilmezliği idi. Bu kez ise sorun Senato'daki hassas denge.

ABD Dışişleri Bakanlığınden emekli ve Ahval'e sürekli bir şekilde değerlendirmeler de ele alan Edward Stafford, bu atamaların onanmasına dek ABD kurumlarında statükonun süreceğini ve ABD Dışişleri Bakanlığında etkili aktörler işbaşı yapıncaya kadar otopilot şeklinde ABD bürokrasi ve diplomasinin riskli hareketler yapmadan işleri sürdüreceği yorumunu yaptı. 

Bu sırada Başkan Biden halen Türkiye'ye ne telefon açtı ne de Erdoğan'ın gecikmeli de olsa yayınladığı Biden'e tebrik açıklamasına karşı cevabi teşekkür yayınladı. ''Sözde stratejik ortak'' Washington'dan daha ne kadar haber bekler birlikte izleyeceğiz. 


@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.