MB anketinin gösterdikleri: Endişeler artıyor, darbe tartışmaları sorunları örtemiyor

Ankara Cumhuriyet Savcılığı gözaltına alınan 10 emekli generalle ilgili gözaltı süresini ikinci kez dört gün daha uzatırken, henüz ifadelerin alınmaması ve avukatların gözaltındaki müvekkilleriyle görüşmelerine, soruşturma dosyasının içeriği ile ilgili bilgi taleplerine izin verilmemesi sürecin iktidar tarafından olabildiğince uzatılmak ve gündemde tutulmak istendiğini gösteriyor

Ancak, 104 emekli amiralin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına karşı yaptıkları açıklama üzerinden başlatılan darbe tartışmaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP sözcülerinin tüm çıkışlarına, yürütülen medya kampanyalarına rağmen ekonomideki kötüleşmenin, beklentilerdeki endişelerin üzerini örtemedi. Merkez Bankası’nın (MB) sonuçlarını açıkladığı Nisan 2021 Beklenti Anketi, bu yıl, gelecek yıl ve 24 ay sonrasına dönük kaygıların arttığını, karamsarlığın yaygınlaştığını gösterdi.

Savcının amirallere hangi soruları yönelteceği, nelerin açığa çıkartılmak istendiğine ilişkin somut bilgiler iktidar medyasının köşe yazarları tarafından dile getiriliyor. Bu durum siyasi kulislerde savcılığın gözaltında tutulan amirallerin avukatlarıyla görüşmemesi, avukatlara bilgi verilmemesine karşılık, soruşturma süreci ve dosya içeriğiyle ilgili bilgilerin iktidar yayın organlarına akıtıldığı ve kamuoyunda gizemli bir darbe algısı oluşturulmaya çalışıldığı şeklinde yorumlanıyor.

Buna karşılık ortaya çıkan bazı yeni bilgiler Montrö Sözleşmesi’ne yönelik açıklamanın iki ayrı versiyonu olduğunu, amirallerin WhatsApp grubu içindeki yazışmalarda tartışılan metin ile gece yarısı açıklanan metin arasında bazı farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Açıklanacak metin üzerindeki tarihin 6 Nisan olduğu dikkat çekerken, 4 Nisan gece yarısı yayınlanmasında, WhatsApp grubu içinde yer alan ancak bildiriyi imzalamayan birisinin sızıntı yaptığı, iktidarın açıklamadan önceden haberinin olduğu iddialarını gündeme getirdi.

İktidarın emekli amiraller üzerinden darbe mağduriyeti yaratma ve siyasi fırsatçılık peşinde olduğunu öne süren muhalefet ise bu tartışmalarla enflasyon, işsizlik, ekonomik sıkıntılar ve hepsinden öte, korona salgınının ulaştığı boyutların ve aşılamadaki büyük başarısızlığın gizlenmeye çalışıldığını savunuyor.

Nitekim Merkez Bankası’nın (MB) açıkladığı Nisan 2021 Beklenti Anketi sonuçları, Mart ayında yükselen ekonomik güven endekslerine karşılık, Merkez Bankası’ndaki başkanlık operasyonu, piyasalardaki dalgalanmalar, iç ve dış politikada artan gerilimlerle Nisan ayında endişelerin büyüdüğünü, beklentilerin oldukça sert biçimde kötüleştiğini açığa çıkarttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Mart’taki Ekonomik Reform Programı açıklamalarında MB’nin ‘Fiyat İstikrarı’ tezine karşın, ‘Fiyat istikrarı, fiyat istikrarı diyorlar, biz onu bir kenara koyduk’ sözlerinden bir hafta sonra, 19 Mart’ta Naci Ağbal’ı görevden alması, beklentilerin kötüleşmesinde en etkili unsurlardan birisi olmuş görünüyor.

MB’nin beklenti anketi, her ay 66’sı finansal sektör, 10’u reel sektör, 12’si ise profesyonellerden oluşan 88 katılımcıya gönderilen anket formları ve MB’nin resmi elektronik veri dağıtım sistemi (EVDS) üzerinden yapılıyor. O nedenle iç ve dış piyasaların, sektörlerin, güncel, yıl sonu, 12 ve 24 ay sonrasına dönük beklentilerini yansıtan verilerin ortaya koyduğu sonuçlar, tüm kesimlerce çok ciddi anlamda önemseniyor.

Nisan ayı beklenti anketi ise 60 kişiyle gerçekleştirildi. Bu ayki ankete reel sektör adına işveren kuruluşlarından bir ve holdinglerden 8 yönetici katılırken, bankalardan 32, banka dışı finansal sektörden 14 yönetici anketi, yanıtladı. Profesyonel katılımcıların ise 3’ü öğretim üyesi, 2’si diğer profesyonellerden oluşuyor. Nisan anketine ekonomi gazetecileri ve yazarlardan katılım olmadı.

Açıklanan sonuçlara bakıldığında, mart ayı anketinde yüzde 11,54’e inen yıl sonu enflasyon (TÜFE) beklentisi, yeni açıklanan Nisan anketinde yaklaşık 2 puan birden artarak yüzde 13,12’ye yükseldi. MB’nin yüzde 9,4 olan yıl sonu enflasyon hedefinin 4 puan üzerine yükselen yıl sonu enflasyon beklentisi, aynı zamanda ankete katılan reel sektörün, sanayi ve finans kesimi yöneticilerinin, piyasaların, MB’nin enflasyon hedefine inanmadığını gösterdi. Ayrıca yeni başkan Prof. Şahap Kavcıoğlu’nun ‘enflasyonla mücadele, sıkı para ve fiyat istikrarının sağlanması politikalarından vazgeçilmeyeceği’ vaatlerine güvensizliğin de somut işareti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Nisan’da katıldığı AKP grubunda yaptığı konuşmada 19 yılda elde ettikleri ekonomik başarılardan söz etmesi, şimdi de alınan kararlar ve ilan edilen reform programlarıyla makro göstergelerde iyileşme sağlandığını, başarılı olduklarını ifade etmesine karşılık, iki gün sonra 9 Nisan’da açıklanan MB anketin sonuçları, adeta Erdoğan’ı yalanladı. Gerek yılsonuna gerekse gelecek 12 ve 24 aya dönük endişelerin, kaygıların arttığı, ekonomik söylem ve politikalara güvenin kalmadığı, makro göstergelerde kötüleşme bekleyenlerin ağırlık kazandığı görüldü.

Yıl sonu enflasyon beklentisinin MB hedefinin 4 puan üzerine çıkmasına karşılık, 12 ay sonrası (Nisan 2022) TÜFE beklentisi de Mart anketinde yüzde 10,47 iken, Nisan döneminde yüzde 11,26 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise Mart ayındaki yüzde 9,18 oranından Nisan’da yüzde 9,55’e çıktı. Dolayısıyla katılımcılar, mevcut ekonomi yönetimi ve politikalarıyla, MB’nin bu yıl sonu için ilan ettiği 9,4’lük hedefin 24 ay sonra bile tutturulamayacağı endişesini taşıyor.

Nisan anketi sonuçlarında kurlardaki hareketlilik ve dövizde olası gelişmeler konusunda da ciddi kaygılar olduğu görülüyor. Bunun en somut göstergesi, Mart anketinde 7,94 olan yıl sonu Dolar/TL kuru beklentisinin Nisan anketinde 8,57 TL düzeyine yükselmiş olması. 12 ay sonrasına dönük Dolar/TL kuru beklentisi de bir önceki anket döneminde 8,20 TL iken, Nisan anketinde 8,78 TL oldu. Diğer deyişle, piyasa profesyonelleri, sanayiciler, bankacılar TL’nin değer kaybının süreceği beklentisindeler.

MB’deki başkanlık operasyonu ve rezerv erimesi sonrasında, pek çok uluslararası kuruluş ve yatırım bankası, Türkiye ile ilgili büyüme tahminlerini ciddi oranlarda aşağı çektiler. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Nisan 2021 Bahar Dönemi Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda ise gerek küresel ekonomi gerekse Türkiye için bu yıl yüzde 6’lık büyüme tahminine yer verildi. Ancak, IMF’nin de Türkiye öngörüleri büyük ölçüde MB’deki başkanlık operasyonu öncesine dayanan veriler ve hesaplamalara dayanıyor. Dolayısıyla, IMF de üç ay sonraki raporunda, büyük ihtimalle Türkiye öngörülerini ‘aşağı’ yönlü revize edecek.

MB anketinde de Mart ayında 2021 yılı büyüme beklentisi yüzde 4,4 iken, Nisan’da 0,1 puanlık düşüşle yüzde 4,3 oldu. 2022 büyüme beklentisi ise bir önceki anket dönemine göre değişmedi ve yüzde 4,2 olarak kaldı.

Salgın yönetimindeki başarısızlık görüntüsü, Ramazan’da ‘tam kapanmanın’ yaygın şekilde konuşulmaya başlanması ve aşı programında hedefin çok gerisinde kalınması, 2021’in de turizm açısından ‘kayıp yıl’ olacağını, turizm gelirlerinde büyük kayıpları beraberinde getireceğini gösterdi. MB döviz rezervlerinin eksi seviyede olması yanında, turizmden beklenen döviz gelirinin elde edilemeyeceğinin ortaya çıkması, sezon açılışının ertelenmesi, olası tam kapanma durumunda ihracatta da ciddi döviz geliri kaybına neden olacak.

Tüm bu olasılıklar ve görünür tablonun yarattığı endişeler, MB Nisan ayı anketine de yansımış durumda. Mart ayında 25,1 milyar dolar olan yılsonu cari işlemler açığı beklentisi de bu kaygılar sonrası, Nisan döneminde 700 milyon dolarlık artışla 25,8 milyar dolara yükseldi. Katılımcılar, 2022 yılı içinse 22,2 milyar dolarlık cari açık beklentisini dile getirdi.

Nisan ayı MB Beklenti Anketi sonuçları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefeti ‘karamsarlık ve umutsuzluk yaymakla, ekonomideki başarıları görmezlikten gelmekle’ itham etmesine karşılık, aynı düşüncelerin ve endişelerin reel sektör, sanayiciler, işverenler, bankacılar, finansçılar ve bilim insanlarınca da paylaşıldığını, önümüzdeki döneme ilişkin karamsarlığın, daha da kötüleşme beklentisinin ve kaygıların arttığını ortaya koyuyor.

Mart ayında Naci Ağbal’ın henüz görevde olduğu ve MB itibarını yeniden inşa etmeye çalıştığı süreçte, yukarı yönlü artışlar gösteren Ekonomik Güven Endeksleri’nin de (Tüketici Güveni, Sektörel Güven, Reel Sektör Güveni, Finansal Güven, Sanayi Kapasite Kullanımı, Sanayi Üretimi vb.) düşüşe geçmesi şaşırtıcı olmayacak. Önümüzdeki günlerde açıklanacak Nisan ayı güven göstergeleri yüksek olasılıkla yönünü yine aşağı çevirecek ‘ekonomik güvende azalma’ belirgin hale gelecek.

Doğal olarak tüm bu gelişmelerin sonucu ise enflasyon, faiz ve kurlarda, maliyetlerde ve fiyatlarda artış olarak, bedeli gittikçe yükselen ekonomik, sosyal bir fatura olarak karşımıza çıkacak.   

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.