Selvi 'Olmayacak' diyor, ama ben erken seçimde ısrarlıyım.. Sebebi yine o…

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) daha önce kayyıma devredildiği için tartışma gündemine girmiş Şehir Üniversitesi’ni kapatma, öğrencilerini Marmara Üniversitesi’ne devretme kararı aldı.

Kayyım atama kararı her ne kadar üniversitenin bir kamu bankasından aldığı krediyi geri ödemede zorlanması üzerine alınmış olsa da, girişimin ardında siyasi hesapların yattığı yaygın olarak konuşulmuştu. 

Ahmet Davutoğlu ve Gelecek Partisi ile ilgili siyasi hesaplar…Yükselen ilk gelen tepkilerde kapatma kararı da siyasetle ilintili görülüyor.

Tıkır tıkır işleyen bir üniversitenin kapatılması ilk kez oluyor.

“Gençlerin oyu kime gider?” sorusunun tartışıldığı bir ortamda gerçekleşen bu gelişmeyi bu yönüyle de ilginç buluyorum. 

Şehir Üniversitesi’ni Bilim ve Sanat Vakfı (BSV) kurmuştu ve vakıf da AK Parti’de danışmanlık, bakanlık ve başbakanlık yapmış Prof. Ahmet Davutoğlu’nun çevresinde yer alan bir grup akademisyenin eseriydi. Üniversitenin en son mütevelli heyet başkanı da yine AK Parti döneminde başbakanlık müsteşarlığı ve bakanlıklar yapmış Prof. Ömer Dinçer’di.

Resmi Gazete’de yayımlanan üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına dair kararın altında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzası bulunuyor.

Ahmet Davutoğlu’nu başbakanlığa, Ömer Dinçer’i müsteşarlığına ve bakanlıklara taşıyan Tayyip Erdoğan’ın…

Bir partinin 18 yıl gibi uzun bir süre iktidarda kalmasının sonuçları bunlar…

Partinin kurucu kadrosundan ortada parmakla sayılacak kadar az insan kaldı. Farklı düşündüğü bilinen veya iktidarın tasarruflarıyla ilgili eleştiri yapmakta mahzur görmeyen AK Parti’nin önemli isimleri dışlanıyor.

Kurucusu olduğu partiye en fazla övüneceği bir performansı bulunduğu her mevkide göstermiş eski başbakan, uzun yılların dışişleri bakanı ve son yedi yılın cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi bir isim bile kolayca hedef tahtasına konulabiliyor.

Pazartesi günü Karar’dan Taha Akyol’a verdiği mülakat sonrasında iktidarın makbul saydığı köşelerde çıkan yazılar medya açısından utanç verici. 

Sosyal medyayı takip etmediğim için oradaki durumu bilmiyorum, ancak bildiğim bir şey var: Binlercesini uyduruk hesaplar olduğu için engellemiş olmasına rağmen Twitter hala trollerin av alanı…

Trol, adı üstünde, maaşı karşılığı görevini yerine getiriyor. Gazetelerde köşesi bulunanların kendilerini trol konumuna indirgemelerine ne diyeceğiz?

Şehir Üniversitesi ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

Aslında ben bugün erken seçim ihtimali hakkında yazacaktım, gelişmeler dikkatimi farklı konuya yönlendirdi. 

Emarelere bakıp seçimin zamanından önce yapılacağını düşünüyorum. Önemli emarelerden biri de Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’nin yazdıkları…

En son “Erken seçim var mı?” Başlığı altında şunları yazdı:

“İKTİDAR kulislerini yokluyorum, erken seçim hazırlığı yapıldığına dair bir belirti görmedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti teşkilatı ile bayramlaşmasında, ‘2023 seçimlerine kadar yoğun gayret içinde olmalıyız’ dedi. Türkiye’yi seçimlere götüren Devlet Bahçeli’den de böyle bir işaret gelmedi. Ayrıca başkanlık sistemine göre erken seçime gidilse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev süresi de 3 yıl geriye çekilmiş olacak.”

Kısacası “Yok” diyor.

2017 yazında “Tayyip Erdoğan seçimin tarihini erkene alacak” öngörümü okurlarla paylaştığımda da, Selvi, günler boyu ve ısrarla “Hayır efendim, erken seçim yok, olmayacak” diye yazıyordu.

Selvi “2018’de seçim mümkün mü” başlıklı yazısını “Erdoğan’ın seçimlerin 2019 tarihinde olacağı taahhüdüne inananlardanım” diye bitiriyordu.

Ben ise, önce, “Ufukta erken seçim görüyorum” diye yazdım; yazımın ertesi günü Selvi’nin yukarıdaki görüşünü paylaşması üzerine, oturdum, seçimin 2019’a neden kalamayacağını anlattım. O arada şunları da yazdım:

“16 Nisan referandumunda seçmenlerinin elleri ‘Evet’ oyu vermeye gitmeyen üç büyük kenti AK Parti’nin kaybetme ihtimali korkutucu; İzmir’e ek olarak İstanbul ve Ankara’nın da kaybedilmesi genel seçimi de cumhurbaşkanlığı seçimini de AK Parti için olumsuz etkileyebilir.”

Ne olmuştu herhalde hatırlıyorsunuz: Devlet Bahçeli “Seçim erkene alınmalı” diye ortaya atıldı; Tayyip Erdoğan “Hay hay, yapalım” dedi ve 3 Kasım 2019’da yapılacak seçimin tarihi 24 Haziran 2018’e alınıverdi.

İstanbul ve Ankara’nın sonradan AK Parti’nin elinden çıktığını hatırlatmama herhalde gerek yok.

Selvi “Olmayacak” diye bastırdığı için ben “Göreceksiniz, seçim tarihi bu defa da erkene alınacak” iddiasındayım.

Bu yazı Fehmi Koru'nun blogundan alınmıştır