Tezatlar ülkesi Türkiye: Aşı yok, virüs sıkı vuruyor ama Avrupa Komisyonu başkanını ayakta tutabiliyoruz…

Korona olduklarını duyduğum-bildiğim için kulağım kirişte tanıdıklarım var. Herhalde mutasyon geçiren virüs son zamanlarda daha yıpratıcı. Yeni biçimi ikinci aşısını olmuşlar üzerinde bile etkili. 

Her gün açıklanan ‘Türkiye Covid-19 Hasta Tablosu’nun sonuncusu bir çok yönden ürpertici. Rakamlar sürekli arta arta dayanılmaz boyutlara ulaştı. Dün 2.203’ü hasta olmak üzere 54.740 yeni vaka tespit edildi. Vefat sayısı ise 276.

Aşılama devam mı ediyor durdu mu, emin değilim. “65 yaş altı aşı oluyor”deniliyor, ancak henüz davet almamış 60+ grubundan tanıdıklarım var.

Böyle bir tabloyla Ramazan’a girmek üzereyiz.

Ramazan bu yıl alışılmışın çok dışında geçecek.

Oysa korona ile mücadele için belirlenmiş takvim, sınırlı da olsa normale yakın bir sonuca Ramazan’a kadar varmayı hedeflemeliydi.

İtiraz edecekler bulunabilir, ancak bizden daha kötü durumda birkaç ülke olsa da, sorunu kendi sınırları içerisinde büyük çapta çözmüş, normali yakalama durumunda ülkeler de var.

Şunu biliyoruz: Normale dönme yolunda en önemli dönemeç halkın en az yarısının aşılanmasından geçiyor. Aşılananların oranı yüzde 70’e erişince ülke büyük çapta kendisini korunmuş hissedebiliyor. ‘Sürü bağışıklığı’ denilen olgu kendiliğinden öyle gerçekleşiyor.

2020 verilerine göre ülkemizde yaşı 60 üzerinde olanların sayısı yaklaşık 11.5 milyon; bu nüfusumuzun yüzde 13.7’sine denk geliyor. 60+’ların hepsi aşılanabilmiş olsaydı bile, geriye kalanlar yine büyük yekün teşkil edecekti.

Kovid’in kontrol altına alınamayışı altında bu gerçek yatıyor. 

Aşılamada gecikilmesi gerçeği…

İsrail gibi olacak değiliz ya

İsrail, Türk bilim adamlarının Almanya’da geliştirdiği BionTech aşısını pazarlayan Pfizer firmasıyla özel bir anlaşma yaptığı için aşı temininde sorun yaşamadı. Hastalar ve onlar üzerinde aşının etkisiyle ilgili verileri Pfizer ile paylaşması karşılığında, yine bedeli mukabilinde, aşı almada İsrail’e öncelik tanındı. [Ödemede gecikmeler yaşandığı için Pfizer şimdilerde teslimatı yavaşlatmış görünüyor.]

Şu ana kadar 9 milyon nüfuslu ülkenin yarısından fazlası aşılandı. 

Beklenen gerçekleşti: İsrail’de günlük hayat salgın öncesine neredeyse bütünüyle dönmüş oldu. Mağazalar, oteller, restoranlar, sinemalar açık, tiyatrolarda oyunlar sahneleniyor, konserler başladı, İsrailliler Tel Aviv’de plajları dolduruyor.

Maske zorunluluğu, mesafe ve belli sayıdan fazla insanın bir araya gelmemesi gibi kısıntılara dikkat ediliyor.

Oradaki tablo şöyle: Vaka sayısında yüzde 96, ağır hasta sayısında yüzde 90 ve ölümlerde yüzde 85 düşüş oldu.

Bizde grafik hep yukarıyı işaret ederken İsrail’de grafik yeri gösteriyor.

Temel hassasiyetlerin sürdürülmesine ek olarak aşılama da yaygınlık kazanabilseydi bizde de durumun farklı olmayacağı açık.

“Mücadelede en etkili birkaç ülkeden biriyiz” diye böbürlenirken, hastahanelerin yeniden dolup taştığı, ocaklara ateş düşen, Ramazan’ı her tarafın kapalı kaldığı bir ortamda geçirecek bir ülkeye dönüştük.

Turizm mevsimi yaklaşıyor, tatillerini hangi ülkede geçirecekleri planını aylar öncesinden yaptığı bilinen yabancılar güncel tabloya bakarak karar veriyorlar ve galiba Türkiye mutat ziyaretçilerinin gözünde bile ilk tercih olmaktan çıkıyor.

Aşıyı unut, güncel olaylara takıl

Emekli askerlerin Montrö Antlaşması’na karşı yayımladıkları bildiri ‘darbe girişimi’ilan edilip sorumluları gözaltına alındı; ülke gündeminin ilk sırasında ‘korona ile mücadele’ değil, bu konu duruyor. Dün de raporlarıyla can sıkan AB Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’e Külliye ziyaretinde koltukta oturtmayarak gününü gösterdik ya, muhtemelen bu konu da gündemin ikinci sırasına oturur. 

Emekli edilmiş amirallerin rütbelerinin sökülmesi, maaşlarının kesilmesi talebinin üst perdeden dile getirilebildiği, ülkemizi ziyaret eden AB temsilcisine Külliye’de koltuk gösterilmemesi olayını yaşatan bir ülke olarak Çin’in iç politikamıza müdahalesine de daha ciddi bir tepki verebilmeliydik. 

Çin yaygın kullanılan aşının kaynağı olduğu için -herhalde bu sebeple- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i hedef alan saygısızca açıklamalar yapabiliyor. Uygur Türkleri’ne reva görülen muameleye bütün dünya karşı çıkarken biz sessiz kalmayı yeğliyoruz.

TL’yi Dolar karşısında sağlam tutmayı, Merkez Bankası’nda iki yılda dört başkan değiştirdiğimiz, faizi bir aşağıya çekip sonradan en yukarılara tırmandırdığımız halde başaramadık; ancak İstanbul Boğazı’na alternatif olarak düşünülen İstanbulluların itiraz ettiği Kanal İstanbul projesini gerçekleştirme inadımız devam ediyor.

HDP’yi kapatma öncesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü, CHP ile bildirici amiraller arasında irtibat da kuruldu. Bu arada herkesi fişlemeye ve yanlış iş yapanların yakınlarını devlet görevlerinden uzakta tutmaya imkan verecek yasal düzenleme daha önce muhalefetin oylarıyla reddedilmişti; sonunda -elhamdülillah- tasarının yeniden Meclis’ten geçmesi ve yasalaşması sağlanmış oldu.

Aşılamada zorluk çekiyoruz, Ramazan’ı evlere kapanarak geçireceğiz, ama olsun…

Sanıyorum böyle düşünmemiz isteniyor.

Yoksa sizler böyle düşünmüyor musunuz?

İstediğinizi aklınızdan geçirebilirsiniz, fakat görüşünüzü ifade etmeden önce iyi düşünün derim. 

*Bu yazı Fehmi Koru’nun kişisel sayfasından alınmıştır